Sevgi Nedir Bilirmisin ?

5 1 Oy Ver.
Üyeye Oy Ver

Sevgi Nedir Bilirmisin ? Bana sevgiyi anlatacak beyler gelsin anlatamayacaklar yazmasınlar Kendimi tanıtayım Adım Ceyda 28 yaşındayım Muşta yaşıyorum. Hiç evlenmedim elbette benim de geçiçi aşklarım oldu olmadı desem yalan olur.  Buraya neden ilan veriyorum Kuzenim buradan tanıştığı biriyle evlilik adımları atıyor bende burada şansımı denemelk istedim. lütfen evliliği düşünenler yazsınlr. bir ilişkide olmasa olmazlarım aldatmaycak , asla yalan konuşmayacak ,argo dil ve küfür kulanmaycak gerisi teferuat bana göre. Seviyeli Dürüst anlayisli saygılı sevgili arıyorum. Sevgi,aşk

Sevgi Nedir Bilirmisin, Sevgi Nedir, Sevgi Nedir Bilir misin, Sevgi Ne demek, 

Sevgi Nedir Bilirmisin, Sevgi Nedir, Sevgi Nedir Bilir misin, Sevgi Ne demek, 
Sevgi Nedir Bilirmisin, Sevgi Nedir, Sevgi Nedir Bilir misin, Sevgi Ne demek,
Üyelik Bilgileri
Cinsiyeti Kadın
Medeni Hali Hiç Evlenmemiş
Mesleği Tekstil
Ülke Türkiye
Şehir Muş
İlçe Merkez
Genel Bilgiler
Boyu 1.55 cm
Kilosu 60 kg
Vücut Tipi Normal
Göz Rengi Kahve
Saç Rengi Kahve
Fiziksel Engeli Hayır
Eğitim Durumu Lise
Geliri 4000-5000 TL
Çalışma Şekli Tam Zamanlı
Kimle Yaşıyor? Ailemle
Çocuk Durumu Çocuğum yok
Çocuk İsteği İstiyorum
Sigara Kullanmıyorum
Alkol Kesinlikle almıyorum
Burç Yay
Nasıl Bir Kişiliğe Sahip? Ailesine Düşkün, Arkadaş Canlısı, Az Konuşan, Dindar, Duygusal, Dürüst, Eğlenceli, İçe Dönük, İyimser, Konuşkan, Romantik, Sabırlı, Sempatik, Sıkılgan, Titiz
İlgi Alanları Alışveriş, Fotoğraf, Müzik, Seyahat, Sinema, Tv, Yemek Pişirmek
Okuduğu Kitap Türleri Kitaplarla Aram Yok.
Sevdiği Müzik Türleri İlahi, Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği
Konuştuğu Diller Türkçe
Kuran-ı Kerim Okumayı bilmiyorum
Namaz Kılıyorum
Oruç Tutuyorum
Hac Hacı olmayı istiyorum
Nafile İbadetleri Ne Sıklıkla Yapar? Hergün
Mezhebi Hanefi
Cemaat Hiç bir cemaate bağlı değilim
Kendisine Ait Arabası Var mı? Yok
Kendisine Ait Evi Var Mı? Yok
Giyim Tarzını Nasıl İfade Eder? Sade Giyinirim
Evinde Evcil Hayvan Besler Mi? Hayır

 

 

 

 

 

 



Sevgi Nedir

 

 

 

Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadar, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız.

 

“Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlûkatta çok yaygın bir duygudur! Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

 

“Sevmek” ise bundan çok farklıdır…

 

Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!.

 

Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin! Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.

 

Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

 

Beğenen sahip olmak ister…

 

Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!.

 

Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..

 

Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terk edilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..

 

Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…

 

Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı…

 

Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

 

Seven, karşılıksız sever!…

 

Beğenen karşılığını ister!.

 

Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini ateşe!.

 

Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.

 

Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler…

 

Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay!..

 

Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu!..

 

“Kendine Seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!…

 

Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…

 

Sevmek için yaratmıştır sevilenleri!.

 

Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!..

 

Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı!. Bunun aşk olduğunu!..

 

Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “aşık”lar!..

 

Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “aşık” olmak için!.. Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler!..

Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Eski Mesajlar
Yeni Mesajlar En Çok Oy
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm Mesajları Görüntüle
Alpay zeybel
1 ay önce

Selam

1
0
Mesaj Göndermek İstermisin ?x